Prof. Dr. Şahin Kabay

Prof. Dr. Şahin Kabay

Ürolojik sorunlarınız hakkında danışmak için iletişime geçiniz.

Prostat Kanserinin Genel Özellikleri

Prostat kanseri dünyada en sık beşinci, erkeklerde ise ikinci en yaygın görülen malignitedir. Genel olarak bakıldığında yeni kanser olgularının gelişmiş ülkelerde %19’unu, gelişmekte olan ülkelerde ise %5,3’ünü oluşturur.
İnsidans ve mortalite oranları farklı ülkelerde ve aynı ülkenin farklı bölgelerinde ırk, diyet alışkanlığı, yaşam tarzı, coğrafya, tarama çalışmaları ve önleyici tedavi gibi nedenlerden dolayı değişkenlik gösterebilmektedir. Bununla birlikte, prostat kanseri tanısı büyük oranda PSA testinin kullanıma girmesi ve yaşlanan nüfus nedeniyle Avustralya/Yeni Zelanda ve Kuzey Amerika’da (111.6/100.000), Batı ve Kuzey Avrupa’da ise (94.9/100.000) olarak görülmektedir. Doğu ve Güney-Orta Asya’da insidans daha düşük (10.5/100.000 ve 4.5) olarak tespit edilirken diğer bölgelerde bir artışın olduğu da görülmektedir.
Mortalite oranlarıda benzer şekilde ülkeler arasında büyük farklılıklar göstermektedir. Tespit edilen en yüksek oran Karayipler’de yılda 28/100.000 iken en düşük oran ise Güneydoğu Asya, Çin ve Kuzey Afrika’da yılda 5/100.000 olgu olduğu görülmektedir. Yaşa standardize 5-yıllık sağkalım oranları verilerine göre en yüksek sağkalım oranı ABD’de %92, Avustralya ve Kanada’da %80, Danimarka, Polonya ve Cezayir’de ise %40 olarak bildirilmiştir.
Prostat kanseri kanser insidansındaki ve mortalitesindeki oranların coğrafik bölgelere göre büyük farklılıklar göstermesi, kanser gelişiminde çevresel faktörlerin, diyet, yaşam tarzı ve genetik yapı gibi multifaktöriyel parametrelere bağlanmıştır.
Prostat kanseri genç erkeklerde nadiren görülür. Tüm olguların sadece %2’si 50 yaşın altındadır. Tanıda ortalama yaş 68’dir, hastaların %63’ü 65 yaşından sonra tanı alır.
PSA’nın klinik kullanıma girmesiyle lokalize hastalık tanısı artarken metastatik hastalık tanısı azalmış, buna bağlı olaraksa hastalığa bağlı yaşam süresi uzamıştır. Prostat kanseri etyopatogenezinde rol alan nedenler tam olarak tespit edilememekle beraber genetik ve çevresel faktörlerin hastalığın gelişiminde önemli rol oynadığına dair önemli bulgular mevcuttur. Bununla birlikte, son yıllarda yapılan geniş çaplı epidemiyolojik çalışmalar, prostat kanseri’nin doğasını daha anlaşılır hale getirmiş ve bazı risk faktörlerinin ortaya çıkarılmasını sağlamıştır. Bu risk faktörlerinin en önemlilerinden biri herediter Prostat kanseridir.
Prostat kanserinin hem ailesel hem genetik bir özelliğinin olduğu epidemiyolojik çalışmalarla gösterilmiştir. Yapılan çalışmalarda prostat kanserini tetikleyebilecek RNasel (HPC1, herediter prostat kanser 1 bölgesi), ELAC2 (HPC2 bölgesi) ve MSR1 gibi bazı genler belirlenmiştir ancak bir veya birkaç genden meydana gelen değişikliklerle ilgili bazı herediter formları tanımlanabilmiştir. Ayrıca inflamasyon, infeksiyon, genetik özellikler, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, vasektomi, sigara, diet, obesite, alkol tüketimi gibi risk faktörleri mevcuttur.

Bu konu hakkında doktorunuza danışınız

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn